-
fenci.gen.tr
 
 
   

MENÜ
  FEN FEN BİLİMLERİ MENÜSÜ
fen Fen Yazılıları (5-6-7-8.Sınıf)
Bilim Uygulamaları Yazılıları
BEP Yazılı Soruları
Fen Planları (Yıllık-Günlük-Bep)
Fen Zümre Toplantı Tutanakları
Fen Şube Toplantı Tutanakları
Fen Sunu ve Slaytları
Fen Çalışma Kağıtları
Önce Konu-Sonra Soru
Fen TEST Soruları İndir
Fen Konu Özetleri-1
Fen Konu Özetleri-2
Bilim,Fen ve Teknoloji Kulübü
MEB Kazanım Testleri (Tüm Yıllar)
LGS Denemeleri
PYBS Soruları ve Cevapları
Fen Ders Kitapları


İLETİŞİM
Bize Ulaşın
Öğretmen Grubumuz-1
Öğretmen Grubumuz-2

 

ÖĞRENMENİN OLUŞUMU
  Yazılar || Eğitim Yazıları
   ÖĞRENMENİN OLUŞUMU


ÖĞRENMENİN OLUŞUMU

 

Çevreden gelen uyarıcılar öğrencinin duyu organlarını etkiler. Örneğin; sınıftaki Öğretmenin sesi, kitaptaki sözcükler, tepegöz ya da slâyt projektörle yapılan gösteri, bilgisayarlardan alınan mesajlar, yazı tahtasındaki semalar, diğer öğrencilerin Konuşmaları vb. hepsi birer uyarıcıdır. İste öğrenme, çevreden gelen bu uyarıcıların Alınmasıyla baslar. Uyarıcılar duyu organlarını etkiler ve duyusal kayıt yoluyla sinir sistemine girer. Duyu organlarına gelen uyarıcıların ilk algılanmasından duyusal kayıt sorumludur.

Bilginin duyusal kayıtla kalış süresi çok kısadır. Bazı yazarlara göre bilgi duyusal

Kayıtla yarım saniyeden daha az kalmaktadır. Bilginin duyusal kayıtla kalış süresi çok sinirli olmakla birlikte, duyusal kayıtın alan olarak kapasitesi sinirsizdir. Duyusal kayıt, kendisinden sonraki öğrenme süreçleri için kritik bir öneme sahiptir. Duyusal kayıta gelen bilgi anında islenmezse çok hızlı bir şekilde kaybolur. Duyusal kayıta gelen sınırsız uyarıcıdan sadece dikkat edilen, öğrencinin beklentilerine, amaçlarına uygun olan az sayıdaki uyarıcı seçilerek kısa süreli belleğe gönderilir.

            Diğerleri duyusal kayıttan yok olur. Bilginin duyusal kayıttan, kısa süreli belleğe geçişinde DİKKAT ve SEÇİCİ ALGI süreçleri süzgeç görevi yapar. Bu nedenle aralıksız ve monoton bir biçimde üst üste verilen bilgiler, bireyin dikkat ve algı alanına giremediğinden duyusal kayıttan, henüz kısa süreli belleğe aktarılmadan kaybolmaktadır.

Örneğin; çocuklar tahtadaki semayı defterlerine çizerken öğretmen bir taraftan semayı açıklıyorsa, çocukların dikkati semayı çizmeye verilmiş olacağından öğretmenin açıklamaları duyusal kayıttan geçip kısa süreli belleğe aktarılamaz. Öğrenciler ayni anda sadece bir tür uyarıcı grubuna dikkat edip alabilmekte diğerlerini elimine etmektedir.

KISA SÜRELİ BELLEK ( İSLEYEN BELLEK)

 

Dikkat edilen ve algılanan bilgi duyusal kayıttan kısa süreli belleğe geçer. Kısa süreli belleğin bir işlevi sınırlı bilgiyi kısa süreli de olsa depolamaktır. İkinci önemli işlevi ise, bilginin uzun süreli bellekte depolanmasını sağlamak ve bilgiyi uzun süreli bellekten geriye getirerek hatırlamak için zihinsel işlemleri yapmaktır. Bu nedenle kısa süreli bellek İSLEYEN bellek olarak da adlandırılmaktadır. Kısa süreli belleğin alan bakımından kapasitesi çok sınırlıdır. Üç yasındaki bir çocuğun kısa süreli belleği sadece üç birimlik bilgiyi depolayabilmektedir. Yedi yaşına kadar, kısa süreli belleğin kapasitesi beş birime yükselmekte; on yaşından sonra da yetişkinlerde olduğu gibi beş birimle dokuz birim arasında değişmektedir. Kısa süreli belleğin bir başka sınırlılığı da bilgi tekrar edilmediği ya da kotlanarak uzun süreli belleğe gönderilmediği takdirde en fazla 20 saniye kadar saklanabilmekte daha sonra yok olmaktadır.

Kısa süreli belleğin gerek alan bakımından gerekse süre bakımından sınırlı olması öğretmenlerin sınıfta öğrenmeyi sağlayabilmeleri için bazı önlemler almalarını gerektirmektedir.

Örneğin; öğretmenler, bazen ilköğretimin ilk yıllarında çocukların bir parçayı sesli olarak doğru okuyabildiklerini ancak anlamını kavrayamadıklarını ifade ederler. Bu durumun nedeni ise; sesli okuma sırasında çocuklar. Kısa süreli belleğin kapasitesinin tamamını sözcükleri doğru seslendirme ve telaffuz etmekte kullanmakta, fikirleri anlamak, anlamlandırmak için yer kalmamaktadır.

Kısa süreli belleğin kapasitesinin sınırlı olması nedeniyle, sadece sözlü sunuya dayalı derslerde öğrencinin öğrenmesi büyük ölçüde engellenmektedir.

Bir birimlik bilginin kısa süreli bellekten uzun süreli belleğe aktarılması 10 saniye almaktadır. Normal bir konuşma hızıyla anlatımda ise bir dakikada 150 sözcük söylenmektedir. Aşağı yukarı her beş sözcükte bir fikir üretilebilmektedir. Bu durumda öğrenci, dakikada otuz fikri yani anlamı almakla yükümlü tutulmaktadır. Öğrenci bu fikir bombardımanı karsısında diyelim ki çok önemli olan 15'i ile yüz yüze gelse bile, dakikada ancak bunların altısını isleyerek uzun süreli belleğe gönderebilecek kapasiteye sahiptir. Durum böyle olunca da öğrenci geri kalan dokuz önemli fikri alamayacak kaçıracaktır. Kısa süreli belleğin işlem hacminin sinirli olması nedeniyle öğrenci hızlı bir biçimde art arda gelen fikirleri anlamlandırıp uzun süreli belleğe

Göndermeden unutmaktadır.

Yukarıdaki nedenlerle öğretmenler, açıklamalarını sürekli ve hızla yapmak yerine öğrencilerin kısa süreli belleklerinde işlem yapmalarına olanak verecek biçimde yavaş, daha çok ana tekrarlara ve özetlemelere yer vererek yapmalıdırlar. Sunular çok kısa, öğretmen-öğrenci, öğrenci-öğrenci etkileşimi daha çok olmalıdır. Konunun anlaşılıp anlaşılamadığını kontrol edici sorular sorulup cevaplandırılması sağlanmalıdır. Yerinde ve bir biçimde kullanılacak öğretim araç ve materyalleri kısa süreli belleğin aşırı yüklenmesini önleyecektir. Örneğin; yazı tahtasının, tepegöz projektörün, tabloların, grafiklerin, haritaların, slâytların, bilgisayarların, çeşitli kart oyunlarının öğretme-öğrenme ortamında etkili kullanımı, örgencinin kısa süreli belleğinin kapasitesini etkili bir biçimde kullanabilmesi için gerekli zaman aralıklarını sağlayacaktır.

Öğretmen, derste çok şey anlatıp öğrencinin çok az öğrenmesine neden olmak yerine çok önemli şeyleri seçip örgencilerin tam olarak öğrenmelerini sağlamalıdır. Kısa süreli belleğin gereğinden fazla yüklenmesini önlemek için alınacak önlemlerden bir diğeri de birey ya da öğrenciye otomatiklik kazandırmaktır. Otomatiklik bilgi ya da işlemlerin çok fazla tekrar edilerek yetkin bir şekilde öğrenilmesi sonucu oluşur. Otomatiklik meydana geldiğinde, bilgi ya da işlem çok az bir zihinsel çabayla sürülür. Otomatik işlemler kısa süreli bellekte yer kaplamadığından otomatik işlem sürdürülürken, kısa süreli bellek de başka bir işle meşgul olabilir. Örneğin; otomobil kullanmada otomatikleşen bir insanin, otomobil kullanırken konuşabilmesi gibi. Matematikteki temel işlemler, ana dilde konuşma, yazma, okuma vb. işlemlerde otomatikleşme, yazılan yazının, okunan parçanın, çözülen problemin anlaşılmasını kolaylaştırır.

Sonuç olarak, kısa süreli belleğe gelen bilgi şunlardan biri ile sonuçlanmaktadır.

1. Zihinsel tekrar yoluyla bir süre hatırda tutularak doğrudan tepki üreticilere gönderilir ve davranış olarak ortaya çıkar. Örneğin; rehbere bakıp bir kez telefonu çevirme.

2. Bilgi, tekrarlanmadığında ya da kotlanmadığında yirmi saniye içinde tamamen unutulabilir.

3. Zihinsel tekrar ve kotlama (anlamlandırma) yapılarak uzun süreli belleğe gönderilir; hatırlanmak üzere saklanır.

Kaynak: İlköğretimde etkili öğrenme ve öğretme öğretmen el kitabı. MEB yay.


[ Yazan : fikret | Okunma : 1452 ]



Son 5 Yorum

Henüz Yorum Yazılmamış.
Siz bir tane yazın..



Yorum ekleyin..(Sadece üyeler)

Kodlar , Duygular (Smile'ler)

SON EKLENENLER
 

2021-2022 8.Sınıf Bilim Uygulamaları 2.Dönem 2.Yazılı-1

2021-2022 8.Sınıf Fen Bilimleri 2.Dönem 2.Yazılı-23

2021-2022 8.Sınıf Fen Bilimleri 2.Dönem 2.Yazılı-25

2021-2022 8.Sınıf Fen Bilimleri 2.Dönem 2.Yazılı-26

2021-2022 8.Sınıf Fen Bilimleri 2.Dönem 2.Yazılı-22

2021-2022 8.Sınıf Fen Bilimleri 2.Dönem 2.Yazılı-20

2021-2022 8.Sınıf Fen Bilimleri BEP 2.Dönem 2.Yazılı-1

2021-2022 8.Sınıf Fen Bilimleri 2.Dönem 2.Yazılı-17

2021-2022 8.Sınıf Bilim Uygulamaları BEP 2.Dönem 2.Yazılı-1

2021-2022 8.Sınıf Fen Bilimleri 2.Dönem 2.Yazılı-21

2021-2022 8.Sınıf Fen Bilimleri 2.Dönem 2.Yazılı-24

Tüm Dosyalar

Copyright © 2007-2021
www.fenci.gen.tr Sizinle 14 Yıldır Birlikte!
Hatırla :